2 Nisan 2013 Salı

Neden öykü kitapları romanlar kadar okunmuyor?


Bilenler bilir. Yekta Kopan'ın hafta içi her gün NTV ekranlarında kısacık bir kültür-sanat programı var: Gece Gündüz. İş çıkışlarımda yakalayamasam da yolda gelirken cep telefonumdan da olsa ucundan bir yerinden yakalamaya, sevdiğim bir konuk varsa internetten videosunu bulmaya çalıştığım güzel bir program. Uzun zamandır sadece "öykü" başlıklı bir konudan televizyonda bahsedildiğine denk gelmemiş olmanın açlığı ile Cemil Kavukçu'nun konuk olduğunu anlar anlamaz kulaklığımın sesini yükselttim.

2013 Erdal Öz Ödülü'ne layık görüldüğü açıklanan Cemil Kavukçu'yu, öykü okumayı sevenlerin çoğu bilirler. Benim amacım bugün programda söylediklerini, programı izleyemeyen öykü severlere iletmek. Okumaya ve yazmaya gönül vermiş herkesi ilgilendirecek bir soru-cevap.

Yekta Kopan: Neden öykü kitapları romanlar kadar okunmuyor?

Cemil Kavukçu: Okunması daha zor da ondan. Öyküde yazar, okuyucusundan daha büyük bir katkı bekliyor. Öykü okumak başlı başına bir sanat. Bu sebeple öykü, romanın yanında üvey kaldı. Öykünün roman gibi popülizme kayma ihtimali de yok. Öykü yazmak, roman yazmadan önce geçilmesi gerekli görülen bir basamak olarak görülürdü eskiden. Ben bu anlayış artık kalmadı zannederdim. Bu anlayış nasıl aşılamadı bilmiyorum...

Çevremde, sürekli olarak edebiyat kitaplarını takip edip, edebiyat kitapları okuyan kişi sayısı zaten az. Bu kişilerin arasında bir de öykü sevmeyenlerin sayısını düşündüğümde bu sorunun önemi artıyor. Cemil Kavukçu'ya katılıyorum, öykü okumak evet okurdan da bir şeyler ister ama eğer o okur öykü alemine önceden aşina ise, bir daha kolay kolay bırakamaz öykünün peşini.

Sizin düşüncelerinizle bu soruyu ve cevabı genişletebilmek dileğimle...

Not (1): Yazar Yekta Kopan ve Gece Gündüz ekibine böyle bir konuyu televizyon önünde tartışmayı özellikle seçtikleri için teşekkürler.
Not (2): Fotoğraf evrensel.net adresinden alınmıştır.