20 Temmuz 2015 Pazartesi

Neye Baktım Neyi Gördüm? (Pazartesi Yazıları 6: Gerçek ben)

Uzun bir aranın ardından Pazartesi notlarımla karşınızdayım. Nerede durur, nerede yürürüm ben de bilmiyorum. Ulaşmak değil, yol almak amaç... İyi haftalar.

Gerçek ben

Evimdeki kanepeye uzanmışken, "gerçek ben"im. Yoksa iş yerinde sohbet ederken mi? Yoksa gerçek, olmak istediğim "ben"e ulaşmaya çalışırken geçen süreç midir? Ucu açık bir süreç mi benim benliğim?

Kendimi en keyifli hissettiğim zamanlardaki kendime güvenimle "gerçek ben"im? Sevdiğim bir şarkıyı büyük bir istekle söylerken? Yoksa aksine kendimi en çok sakladığım zaman mı? Ya heyecanlandığım zaman?

Haftaya başlarken takım elbisenin altındaki adamların çocukluklarını düşündüm elimde kahve ile ofise doğru yürürken. Ya da o çok ciddi gözükmeye çalışan şişman kaşları çatık kadını evde pijamalarıyla. Gerçek hepsi mi? Anlamını yitiren her an mı gerçek?

Kimlik ve hatta benlik sorularıyla dolu kitaplara elim gitti yine.

2015'in benim için en değerli keşfi, çok da bilinmeyen öykücü Fikret Ürgüp'ün kitabında altını çizdiğim bir satır geldi aklıma:
Not: Okuyanus Yayınlarından Nisan 2015'te yeniden basılan bu kitap da bu cümleyi kapağına almış.