26 Kasım 2013 Salı

Öykü Yazarlarıyla Söyleşiler (5): İlkay Yıldız

Tam söyleşilere ara verme ihtiyacı hissederken, hayat karşıma İlkay Yıldız’ı çıkardı. Çeşitli reklam ajanslarında çalışarak edindiği deneyimlerini yeni reklamcılarla paylaşan; sadece reklam değil, müzik, futbol ve edebiyat alanlarında da yazan, yazmanın en sevdiği şey olduğu gözlerinden okunan bir hikâye anlatıcısı. Yeni projeleri arasından biz edebiyat yönüne, öykülerine, yoğunlaştık. “İyi ki edebiyat okudum” ve “Öykü seven arkadaşlarım bile edebiyat dergileri almıyor.” diyor. Kafanızda yeni soru işaretleri oluşturabilmek ve sizi öykü üzerine biraz olsun düşündürebilmek için hazırladığım “kitapsız” öykücülerle röportajlarımın beşincisi karşınızda.



İnternetteki en nitelikli edebiyat neşriyatlarından birisi olan altzine’den ödüllü bir öykün var: “Yedek Talihli”. Öykülerine geçmeden önce seni biraz tanıyabilir miyiz? 2003 yılında reklam sektöründe çalışmaya başladın. 2003 yılı öncesinde neler yapıyordun?

Okuldaydım. Bilinçli bir şekilde edebiyat okumak istedim. İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı okudum. Okul, beni ve o dönemdeki arkadaşlarımı çok zorladı. Ama hiç pişman değilim. Bugün yine okul okusam, edebiyat okurdum. İstanbul’da okuduğum dönemde, İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nde Avrupa Çalışmaları yaz okuluna katılmıştım. Lisanstan dört beş yıl kadar sonra da İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Kültür Yönetimi yüksek lisansına başladım. Yazar olmaktan başka hiç bir şey düşünmedim hayatımla ilgili. Hani bazı insanların bazı yetenekleri vardır. Çizebiliyordur, dikiş dikebiliyordur filan bende onlar yok. Ben okumayı ve yazmayı biliyorum, o kadar. Çocukken de kompozisyon yarışmalarına katılarak kazandığım ödül kitaplarımla ve kalemlerimle evde havaya girmiştim yazar olacağım diye.

24 Kasım 2013 Pazar

Jale Sancak ile Öykü Atölyesi

İşten ayrılmadan kısa bir süre önce, kısa bir internet araştırması yaptıktan sonra, Beyoğlu'nda faaliyet gösteren Galapera Kültür ve Sanat Derneği'nin düzenlediği Jale Sancak Öykü Atölyesi'ne kaydoldum. Şu zamana kadar farklı atölyelere katılan tanıdıklarımdan duyduklarım sonucunda pek bir mesafeliydim Yaratıcı Yazarlık Atölyeleri'ne. Bir kez merak edip tek günlük bir Yaratıcı Yazarlık atölyesine katılmıştım Krek'te. Hoşuma gitmişti fakat yetmemişti.

Karar vermeden önce aklımda neler vardı?

1. Yaratıcı yazarlık atölyelerine katılan insanların çoğunluğunun bir gün öykücü/romancı olacağına kesin gözüyle bakması beni korkutuyor. Hele aralarında hiç öykü okumayanlar varsa.

2. Katılımcıların egoları beni korkutuyor. "A'nın öyküsü X edebiyat dergisinde yayımlandı, benim öyküm neden yayımlanmadı X dergisinde? A'nin öyküsü benimkinden kötüydü bir kere!" sözlerini işitmiş birisi olarak, korkuyorum.

3. Atölyeye gitmeye karar verdiğim dönemde işten ayrılmak üzereydim, bir süre sonra yeni bir iş bulana dek paraya ihtiyacım olacaktı. Dolayısıyla maddi koşullar benim için önemliydi.

4. Yazılarını okumadığım bir yazarın atölyesine katılmak istemiyordum.

5. Atölye sonucunda kazanmak istediğim en önemli iki şey şuydu: "Öykü konuşabileceğim daha fazla insan tanımak ve eğer belki bir gün öykü yazmayı becerebilirsem, elimdeki taslakları bir araya getirmek konusunda fikir almak."

9 Kasım 2013 Cumartesi

İstanbul Tüyap Kitap Fuarı 2013 Notlarım


2 Kasım 2013 tarihinde başlayan fuarı kaçırmamak için bu haftasonu Beylikdüzü'ne gitmenizi öneririm. Benim fuar notlarım şöyle:

1. Fuar yolu uzun, şikayete devam etmek istemiyorum. Twitter hesabımda gün boyu paylaştım.

2. Fuar girişinde, aslında 7 TL olan biletler, 5 TL'ye satılıyor. Öğretmen ve öğrenciler, sakın almayın, sizlere ücretsiz. Diğer arkadaşlar için bana kalırsa 2 TL'nin hesabını yapmayın, adamlar ücretsiz biletlerden haksız kazanç sağlıyorlar... Ama simit, ayran ve benzeri girişimcileri seviyorum. Sayelerinde aç kalmadım :)

3. Fuar hafta içi olmasına rağmen oldukça kalabalıktı. Yorulunca oturacak yer bulmak pek mümkün değil. Erken gitmekte fayda var.

4. Benim gibi öykü severler için fuarın en ilgili yayınevleri: AYLAK ADAM ve ALAKARGA YAYINLARI idi. NOTOS'ta da Semih Gümüş her zamanki gibi hoşsohbetti.